İnternet Şubesi
Sikca_sorulan_sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Şekerbank, şeker pancarı üreticisi ve sektörünün finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1953 yılında "Pancar Kooperatifleri Bankası" adıyla kuruldu.

Vizyonumuz; Türkiye'de, aktif büyüklükte ilk on özel banka arasında, "küçük işletmelerin finansmanında lider banka" olarak yer almak.

Misyonumuz; Anadolu bankacılığı anlayışıyla köyden kente; yerel özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alan, bankası olmayanları da bankacılık hizmetleriyle tanıştıran, mutlu müşteri, çalışan ve ortaklarıyla değer yaratarak birlikte büyüyen, gücünü köklü geçmişinden alan, çağdaş bir bankayız.

 
Şekerbank'ın 238 şubesi bulunmaktadır.

Şekerbank'ın toplam personel sayısı 3.265’dir. (31.12.2019 itibari ile) 

Şekerbank'ın ödenmiş sermayesi 1.158.000.000,00 TL'dir.
Ortaklık yapısı hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank'ın %38,19'u halka açık olan hisse senetleri Borsa İstanbul’da işlem görmektedir. 
Şekerbank'ın her bir hisse senedi eşit oy hakkını temsil etmektedir.
Şeker Yatırım, Şeker Factoring, Şeker Leasing, Şekerbank International Banking Unit Ltd., Şeker Finansman, Şekerbank (Kıbrıs) Ltd. 'dir
Yıllık faaliyet raporlarına ulaşmak için lütfen tıklayınız
Yönetim Kurulu üyeleri hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank ana sözleşmesini indirmek için lütfen tıklayınız
Genel Kurul toplantıları TTK'nin 409'ncu maddesi çerçevesinde; her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.
Şekerbank bilgilendirme politikası çerçevesinde; bilgilendirmeler özel durum açıklamaları, yıllık faaliyet raporları, mali tablo ve raporlar, internet sayfası, yatırımcı toplantıları, sunumlar, Ticaret Sicil Gazetesi, Resmi Gazete, günlük gazete ilan ve duyuruları, basın bültenleri aracılığı ile yapılmaktadır.

2019 yılında küresel büyüme performansı, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında uygulanan korumacı politikalar, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması (Brexit) ve jeopolitik risklerdeki artışın etkisiyle kayda değer ölçüde gerilemiş ve 2008-2009 küresel finansal kriz öncesi dönemdeki performansa yeniden ulaşılamayacağı yönündeki endişeleri pekiştirmiştir. Küresel ekonominin hız kesmesi merkez bankalarını politikalarında değişim yapmaya yöneltmiş ve Amerikan Merkez Bankası (Fed) yaklaşık 10 yıl aradan sonra yeniden faiz indirimlerine gitmiştir. Böylece, 2019 yılında toplamda üç faiz indirimi yapan Fed, ekonomiyi desteklemeye devam edeceğine dair söylemini her fırsatta tekrar etmekte ve eyleme de dönüştürmektedir. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) da aynı şekilde AB ülkelerinin ekonomilerindeki zayıf görünüm karşısında önümüzdeki dönemde gevşeme yanlısı politikalarını koruması beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının ekonomiyi destekleyici politikalarının küresel büyümeye hafif bir ivme kazandıracağı, bu ivmeye de gelişmiş ülkelerden ziyade 2019 yılında çeşitli sebeplerle baskı altında kalmış gelişmekte olan ülke ekonomilerindeki toparlanmanın katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda gelişmekte olan ülkeler arasında yabancı yatırımcılar tarafından her zaman ilgiyle izlenen bir ülke olan Türkiye, 2020 yılında potansiyel büyümesini yakalaması beklenen ülkelerin başında gelmektedir. 2019 yılının özellikle ikinci yarısında, Hükümet’in aldığı etkin önlemlerin de desteğiyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) yaptığı faiz indirimleri, hem reel sektörün finansman talebini hem de bankaların kredi verme eğilimini kuvvetlendirmiştir. Nitekim, 2019 yılsonu itibarıyla Türk bankacılık sektörünün TL kredilerdeki toplam büyümesi yıllık %13,9 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu bağlamda, atılan tüm adımların ve ekonomiye verilen desteğin meyvelerinin toplandığı bir dönem olan son çeyrekte GSYH büyümesinin %5’lere ulaşmış olduğunu öngörmekteyiz. Dengelenme süreci ile birlikte ciddi bir düzelme eğilimine giren ödemeler dengesinin 2019 yılını yatay bir seviyede kapatması beklenmektedir. Özellikle AB ekonomilerindeki ciddi yavaşlamaya ilave olarak küresel ticaretin 2019 yılında geçirdiği zorlu döneme karşın, mal ve hizmet ihracat gelirlerimizi artırmaya devam etmiş olmamız, önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri pozitif tutmamızı sağlamaktadır. 2020 yılında ekonominin potansiyel büyümesine döneceğine ilişkin beklentiler doğrultusunda cari açıkta bir miktar artış öngörülse de rahatça yönetilebilecek bir seviyede olacağı düşünülmektedir. Gelişmiş ülke merkez bankalarının parasal genişleme politikalarının 2020 yılında devam edeceğine yönelik güçlü beklentiler, Türkiye ekonomi otoritelerinin enflasyona ilişkin istikrar ve reform odaklı kararlı duruşları ve TCMB’nin enflasyondaki görüntü paralelinde uyguladığı para politikası doğrultusunda; jeopolitik gerilimlerden kaynaklanan kısa boylu dalgalanmalara rağmen, Türkiye’nin taşıdığı yüksek potansiyel ile 2020 yılında da cazip bir pazar olmayı sürdüreceğine inanıyoruz. Bu bağlamda, ekonomi politikasına ilişkin güven verici ve reel sektörü destekleyici adımların hissedilen olumlu etkisinin de devam edeceği beklentisiyle, 2020 yılında GSYH büyümesinin %5 seviyesinde gerçekleşeceğini; büyümenin lokomotifi olan bankacılık sektöründe ise Türk parası cinsinden kredilerde büyüme ve yabancı para kredilerde daralma olmak üzere toplam kredilerde %13-15 bandında bir büyüme gerçekleşeceğini ancak marjlardaki baskının süreceğini öngörmekteyiz. Toplam mevduatta ise sektör genelinde TL ve YP toplam olmak üzere %17 civarında bir büyüme beklentimiz bulunmaktadır. Aktif kalitesi tarafında, 2020 yılı için, yeni takipteki krediler oluşumundaki yavaşlama, tahsilat performansındaki iyileşme ve kredi büyümesindeki toparlanmanın etkisiyle sektörün TGA rasyosunda hafif toparlanma beklemekteyiz.