İnternet Şubesi
Sikca_sorulan_sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Şekerbank, şeker pancarı üreticisi ve sektörünün finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1953 yılında "Pancar Kooperatifleri Bankası" adıyla kuruldu.

Vizyonumuz; Türkiye'de, aktif büyüklükte ilk on özel banka arasında, "küçük işletmelerin finansmanında lider banka" olarak yer almak.

Misyonumuz; Anadolu bankacılığı anlayışıyla köyden kente; yerel özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alan, bankası olmayanları da bankacılık hizmetleriyle tanıştıran, mutlu müşteri, çalışan ve ortaklarıyla değer yaratarak birlikte büyüyen, gücünü köklü geçmişinden alan, çağdaş bir bankayız.

 
Şekerbank'ın 252 şubesi bulunmaktadır.
Şekerbank'ın toplam personel sayısı 3.360’tır. (30.09.2019 itibari ile)
Şekerbank'ın ödenmiş sermayesi 1.158.000.000,00 TL'dir.
Ortaklık yapısı hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank'ın %34,19'u halka açık olan hisse senetleri Borsa İstanbul’da işlem görmektedir.
Şekerbank'ın her bir hisse senedi eşit oy hakkını temsil etmektedir.
Şeker Yatırım, Şeker Factoring, Şeker Leasing, Şekerbank International Banking Unit Ltd., Şeker Finans, Şekerbank (Kıbrıs) Ltd., Zahlungsdienste GmbH der Şekerbank T.A.Ş.'dir.
Yıllık faaliyet raporlarına ulaşmak için lütfen tıklayınız
Yönetim Kurulu üyeleri hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank ana sözleşmesini indirmek için lütfen tıklayınız
Genel Kurul toplantıları TTK'nin 409'ncu maddesi çerçevesinde; her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.
Şekerbank bilgilendirme politikası çerçevesinde; bilgilendirmeler özel durum açıklamaları, yıllık faaliyet raporları, mali tablo ve raporlar, internet sayfası, yatırımcı toplantıları, sunumlar, Ticaret Sicil Gazetesi, Resmi Gazete, günlük gazete ilan ve duyuruları, basın bültenleri aracılığı ile yapılmaktadır.
Küresel büyüme 2018 yılında, özellikle gelişmiş ülkeler tarafındaki ivmelenmenin desteğiyle 2008- 2009 global finansal kriz öncesi performansına yakınsamış olmakla birlikte; önde gelen uluslararası kuruluşlar 2019 - 2020 döneminde küresel büyümenin 2018 yılına göre limitli bir performans kaybı yaşayacağını öngörmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme beklentilerinin aşağı çekilmesinde; global ölçekte güçlenen korumacı politikaların küresel ticaret hacmi üzerinde yarattığı baskı, bu baskının büyüme üzerinde yaratacağı etki, Brexit sürecindeki belirsizlik ve AB’nin önde gelen ekonomilerinden kaynaklanabilecek riskler öne çıkmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansı için ise küresel anlamda artan riskler aşağı yönlü baskı oluştursa da; Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) ile Avrupa Merkez Bankası (AMB) tarafından yapılan açıklamaların normalleşme sürecinde yavaş ilerleneceği yönünde işaretler vermesi sermaye akımlarının gücü ile ilgili yeni bir fırsat penceresi sunmaktadır. Bu bağlamda gelişmekte olan ülkeler arasında yabancı yatırımcılar tarafından her zaman ilgiyle izlenen bir ülke olan Türkiye, 2018 yılında Hükümet yetkililerinin attığı ivedi ve yerinde adımların da desteğiyle konjonktürel riskleri minimize etmeyi ve dengelenme politikasını kademeli bir şekilde uygulayarak yılı yukarı yönlü pozitif bir ivmelenme ile kapatmayı başarmıştır. Türkiye ekonomisi yılın ilk yarısı %6,3’lere varan bir GSYH büyümesi ile gelişen ekonomiler liginde en güçlü büyüyen ülkeler arasında ilk sıralarda yer almıştır. Ağustos ayında gerginleşen uluslararası ilişkiler ve spekülatif ataklar ile ani ve dayanaksız değer kaybeden TL, yılın ikinci yarısında GSYH büyümesini baskılamış olsa da Eylül itibariyle ortaya konan yeni ekonomi anlayışı çerçevesinde dengelenme dönemine girilerek hızlı bir toparlanma süreci yaşanmıştır. Dengelenme süreci ile birlikte ciddi bir düzelme eğilimine giren ödemeler dengesi 2018 yılını GSYH’nin %3,5’ine tekabül eden 27,4 milyar dolar seviyesinde kapatmıştır. Belirtmemiz gerekir ki mal ve hizmet ihracatındaki ivmelenme ile turizm gelirlerindeki güçlü seyir önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri pozitif tutmamızı sağlayan önemli göstergelerdir. 2019 yılında ekonomideki dönüşüm sürecinin yansıması olarak ödemeler dengesinin 20-25 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörülmektedir. Gelişmiş ülke merkez bankalarının sıkılaşma sürecine henüz girmeyeceği yönündeki genel küresel kabulün yanında; ekonomi otoritelerinin enflasyona ilişkin istikrar ve reform odaklı kararlı duruşları, TCMB’nin sıkı duruşunu koruyacağına yönelik verdiği sağlam mesajlar, bütçe disiplini ve verimlilik vurguları ile uluslararası ilişkilerde sakin ortamın korunacağına yönelik beklentimiz doğrultusunda, 2019 yılında da tüm küresel risklere karşı Türkiye’nin cazip bir pazar olmayı sürdüreceğini ve pozitif seyrin devam edeceğini öngörmekteyiz. Bu bağlamda, ekonomi politikasına ilişkin güven verici ve reel sektörü destekleyici adımların hissedilen olumlu etkisinin de devam edeceği beklentisiyle 2019 yılında GSYH büyümesinin %3 bandında gerçekleşeceğini; büyümenin lokomotifi olan bankacılık sektöründe ise kredilerde %10-15 bandında bir büyüme gerçekleşirken marjların bir miktar daralacağını öngörmekteyiz.