İnternet Şubesi
Sikca_sorulan_sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Şekerbank, şeker pancarı üreticisi ve sektörünün finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1953 yılında "Pancar Kooperatifleri Bankası" adıyla kuruldu.

Vizyonumuz; Türkiye'de, aktif büyüklükte ilk on özel banka arasında, "küçük işletmelerin finansmanında lider banka" olarak yer almak.

Misyonumuz; Anadolu bankacılığı anlayışıyla köyden kente; yerel özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alan, bankası olmayanları da bankacılık hizmetleriyle tanıştıran, mutlu müşteri, çalışan ve ortaklarıyla değer yaratarak birlikte büyüyen, gücünü köklü geçmişinden alan, çağdaş bir bankayız.

 
Şekerbank'ın 273 şubesi bulunmaktadır.
Şekerbank'ın toplam personel sayısı 3.539’dur. (31.03.2018 itibari ile)
Şekerbank'ın ödenmiş sermayesi 1.158.000.000,00 TL'dir.
Ortaklık yapısı hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank'ın %34,19'u halka açık olan hisse senetleri Borsa İstanbul’da işlem görmektedir.
Şekerbank'ın her bir hisse senedi eşit oy hakkını temsil etmektedir.
Şeker Yatırım, Şeker Factoring, Şeker Leasing, Şekerbank International Banking Unit Ltd., Şeker Finans, Şekerbank (Kıbrıs) Ltd., Zahlungsdienste GmbH der Şekerbank T.A.Ş.'dir.
Yıllık faaliyet raporlarına ulaşmak için lütfen tıklayınız
Yönetim Kurulu üyeleri hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank ana sözleşmesini indirmek için lütfen tıklayınız
Genel Kurul toplantıları TTK'nin 409'ncu maddesi çerçevesinde; her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.
Şekerbank bilgilendirme politikası çerçevesinde; bilgilendirmeler özel durum açıklamaları, yıllık faaliyet raporları, mali tablo ve raporlar, internet sayfası, yatırımcı toplantıları, sunumlar, Ticaret Sicil Gazetesi, Resmi Gazete, günlük gazete ilan ve duyuruları, basın bültenleri aracılığı ile yapılmaktadır.
Birçok beklenmedik olayın yaşandığı ve dalga boyunun bir hayli yüksek seyrettiği 2016 yılı sonrasında, 2017 yılı küresel ekonomik büyüme ve ticaret hacminin toparlanma sürecine girdiği ve gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde eşanlı büyüme performansının görüldüğü bir yıl olmuştur. 2018 yılı için ise küresel iktisadi faaliyetteki olumlu ve ılımlı seyrin sürmesi temel senaryo olarak kabul edilmektedir. Küresel finansal koşulların, yüksek seyreden risk iştahının ve olumlu küresel büyüme görünümü ile portföy akımlarının gelişmekte olan ülkeleri desteklemeye devam etmesi öngörülmektedir. Genel olarak küresel ekonomiye ilişkin olumlu beklentiler ağır basıyor olsa da; Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nın para politikasındaki sıkılaşma konusunda daha aceleci davranabileceği de öngörüler arasında olup, belirsizlik doğuran bir risk unsuru olarak değerlendirilmektedir. Türkiye, 2017 yılı ilk üç çeyrek dönem performansına baktığımızda %7,3 büyüyerek OECD ülkeleri içerisinde en yüksek büyüme performansı ortaya koyan ülkelerin başında gelmiş, 3. çeyrekte kaydedilen %11,1’lik GSYH büyümesi ile de dünya rekoru kırmıştır. Bu güçlü performansta, 2017 yılında hem KOBİ’lerin hem de ticari firmaların desteklenmesi ve üretimin teşvik edilmesi adına çok önemli bir adım olan Kredi Garanti Fonu (KGF)’nun da desteğiyle ekonomiye akan kaynağın olumlu etkisi ana faktör olmuştur. Diğer taraftan 2017 yılında sektörün bu denli büyümesinde, beklenenden daha iyi gerçekleşen küresel likidite ve beklenenden daha yüksek gerçekleşen Türkiye’ye yönelik fon akışları da önemli rol oynamıştır. Cari açık finansmanında önemi tartışılmaz olan bankalar, tüm küresel belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen 2017 yılında da bu önemlerini korumaya devam etmişlerdir. Nitekim 2016 yılının tamamında bankalar borçlanma senetleri ile 2,1 milyar ABD doları yurt dışı finansman sağlarken, 2017 yılında bu kalemden gelen finansman toplamda 6,6 milyar ABD doları olmuştur. Fed ve ECB’nin beklenenden daha hızlı sıkılaşmaya gitmesi bir risk unsuru olarak görülse de 2018 yılındaki ilk göstergeler, küresel sermaye akımlarının 2017 seviyelerinde olması genel beklentisini ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda, KGF desteğinin süreceği, ekonomi otoritelerinin sürdürülebilir büyümeyi ivmelendiren adımlarının devamlılığı ve dış finansmanın da 2017 yılına benzer şekilde olacağı kabulü ile birlikte sektör genelinde kredilerin bu yıl %15-20 bandında büyümeye devam edeceği öngörülmektedir.