İnternet Şubesi
ContemporaryIstanbul2016-kusak


Tempography, Zamangrafi 
 
Anthony Bannwart’ın videosu bize sinema tarihinin felsefi ve teknik başlangıcını hatırlatmakta. Bir anlamda, imgelerin yan yana gelmesiyle ve fotoğraf öğesinin harekete geçirilmesiyle ilgili bizi düşündürmekte. Bir imge başka bir imge ile temas halinde hareketlenir ve bu bir süreye tekabül etmektedir.  Bu imgelerin görüntüleri birer görsel olarak duygulara, anlık duygulanmalara ait olan olaylardır.  Bunlar, seyirciler tarafından algılansın diye en gerçek haliyle sunulmuşlardır. Var olanın temsili olarak görülebilecek bu hareket-imge hareketi, duygu ve algı ile eklemlenmektedir. Duyumsanan sayesinde algı bizi anlaşılırlığa doğru götürmektedir. Hareket bu videoda sadece zaman içinde kat edilen mekanla karışmakta değildir; aynı zamanda da “imgenin hareketsiz kesintileri” yan yana geldiğinde  hareket ortaya çıkmaktadır; çünkü hareket iki hareketsiz imgenin “aralığında” oluşmaktadır. Bu videoda olaylar ayrı ayrı ve birbirlerine ayrışık bir şekilde eklenerek olayların olaylara eklenmesiyle gerçekleştirilmiş bir alıştırmanın görüntüleridir: Hareketin niteliksel süresi. 

1907 yılında Bergson “Yaratıcı Evrim” adlı çalışmasında “sinematografik yanılsamadan” bahsetmektedir. Sinemanın sahte bir hareket verdiği iddiasını daha sonra bırakacaktır. Tempografik imgeler ise Anthony Bannwart’ın verdiği bir “ilk” addır. Bu daha sonra “Zaman – imge, evrim projesi” olarak adlandırılmıştır.

Gündelik yaşamımızda, hiç de  dikkat etmeden her anımıza girmiş olan televizyon ve sinema ile birlikte sanatlar da video sanatının ön plana gelmesiyle birlikte birleşmiş ve kesişmişlerdir. Böylece bu ayrı ayrı aygıtların birbirlerine temas etmekte olduklarını görmekteyiz. Sanatçı, gündelik yaşam içinde karşılaştığımız anları bize süre içinde vermekte. O halde, süre kısa bir zaman biriminde akmaktayken, bu anların sıkıştırılmış haline verilen şey, hareketin kendisidir. Hareket kendi kendinedir ve bir olay o sırada olmaktadır. Bu anlar sanatçı tarafından tıpkı doğa biliminde Linneaus’un sınıflandırmasında olduğu gibidir. Yan yana gelen imgeler  bir diziyi oluştururlar. Bir diziden başka bir diziye geçildiğinde bunlar ayrı ayrı diziler halinde birbirlerinden ayrıldıklarında sınıflandırma da aynı şekilde gerçekleştirilmiş olur. Fiziki bir gerçeklik olarak hareket ve bilinçteki psişik bir hareket olarak imge birbirlerine eklemlenir. Bu süreç sanatçının projesinin evrimini bize sunmaktadır.

Ali Akay

Broşür ön yüz için tıklayınız

Broşür arka yüz için tıklayınız