İnternet Şubesi
cizgilervekacislar

Bu sergi çerçevesinde dört sanatçı gelecek olarak düşünülen ve geçmişi bir ‘’kristal zamanda’’ billurlaştıran oluş kavramına eğiliyor. Her sanatçının video eseri müzik parçalarıyla birlikte veya tersine sessizlikle işliyor. Ses ve müzik ile görüntü arasındaki ince gerilim sergideki eserler boyunca kendisini gösteriyor. 

Haluk Akakçe'nin "Shadow machine" adlı videosunda, bir yandan modern zamanlara gönderme yapan imajlar yana doğru ilerleyip kayıyor. Akakçe, diğer yandan, Gilles Deleuze’ün Claire Parnet ile konuşmalarında ‘zifaf geceleri’ olarak adlandırdığı yan yana gelemeyenlerin ve aykırı olanların beraberliğine gönderme yaparcasına imajları heterojenleştirerek kaçırıyor. Gölge gibi görünen makinalar birer "arzulanan makina" olarak işlemekteler. Akakçe, Batı klasik toplumlarında, nişan ve evlenme seremonilerinde ve düğünlerde çalınan valsları hatırlatan bir müzik eşliğinde zamanı ileri kaçırarak bir oluşa sokmakta. Zaman belki ilerlemekte değil, ama oluşa girmekte. Geleceği değil, ama oluşu sorunsallaştırmakta. Müzik bir yandan emperyal bir düzen havasını bize hissettirirken aynı zamanda danstaki adımların geçişleriyle bunu yataylaştırmakta. 

Christelle Familiari ise, tam da bu anlamda, sessiz bir geçiş veya bir yer değiştirme hareketinin, bir yerden başka bir yere doğru giderken hep aynı gibi durmasına rağmen küçük nüanslarla değişebileceğini göstermekte. Bedenlerden biri olarak adlandırdığı ‘’T sekansı’’ Haluk Akakçe’nin videosunun yatay gelişimine karşılık, dikey olarak, sanki aşağıya inercesine hareket etmekte ve tekrar geri çekilmekte. Oluş hareketinin düz çizgisel bir ilerleme olmadığını bize hatırlatmakta. 

Ali Emir Tapan'ın ‘’Rehearsal-Prova’’ adındaki videosunda sükûnetten sese geçişin başlangıcı olarak işleyen hareketli görsellerinde, kuşlar inip suya oturmakta. Bir orkestra provasının denemeleri gibi işleyen ses ile görüntü arasındaki ilişki sanki kuşların göçüyle yerleşikliği arasındaki ince çizgide birbirleri içine giren iki ayrı yaşamı metaforik olarak vererek, yaşam çizgilerinin nasıl yeni baştan geri gelebildiğini optimist bir şekilde bize hatırlatıyor. Ve sonunda, büyük değişim: Çizgiler ileriye doğru kaçarak havalanıyor; arzular havalanıyorlar. 

Seza Paker’in ‘’Ella (love and liberty)’’ adlı videosu, sabit bir imaj üzerinden geçen ve bu imajı kat eden müzik ile okunurluk kazanıyor. New Yorklu siyahi şarkıcı Ella Fitzgerald’ın 1956 yılında Cole Porter’ın, göç ile Avrupa’dan, savaştan kaçıp gelenler için yaptığı Aşk şarkılarını toplumsalın bugünkü durumu ile kıyaslayarak zamanı güncelleştiriyor. Geçmiş zaman oluş olarak tekrar billurlaşıyor. Wad dergisinin kapağındaki fotoğrafı Paris imajıyla, yani Eiffel Kulesiyle benzerleştirmekte ve bir özgürlük açılımını demir panjurların arkasından esen serbest bir rüzgar gibi hissettirmekte: Elsa’nın Paris şarkıları, aşk ve özgürlük kadının serbestleşmesiyle kesişmekte.

Broşür ön yüz için tıklayınız
Broşür arka yüz için tıklayınız